Ergenekon davaları nedeniyle Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan ve aynı koğuşta kalan gazeteciler Tuncay Özkan ile Mustafa Balbay, gece yarısı gerçekleştirilen operasyonla tek kişilik hücrelere konuldu. Özkan yaşadıklarını İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal ve TBMM'ye gönderdiği dilekçe ile anlattı. Özkan'ın avukatı Ahmet Çörtoğlu da DHA'ya yaptığı açıklamada, "Yapılan keyfi uygulamadır. Bu karara itiraz edeceğiz" dedi.
DİLEKÇE İLE DURUMLARINI ANLATTILAR
Halen Ergenekon davası nedeniyle Silivri Cezaevi'nde bulunan gazeteci Tuncay Özkan, İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal ile TBMM İnsan Hakları Komisyonu'na gönderdiği dilekçelerde durumlarını anlattı. İlk dilekçeyi İstanbul Barosu'na gönderen Özkan, Mustafa Balbay ile Ergenekon davasından tutuklu olarak Silivri 4 nolu cezaevinde kalırken, 28 Şubat Pazartesi akşamı saat 21.30'de 'zor kullanma ve tehdit' ile F-12 koğuşundan alınarak, Silivri 1 Nolu cezaevine nakledildiklerini kaydetti. Özkan, dilekçesinde yaşananları şöyle anlattı:
AYRI AYRI HÜCRELERE KONDULAR
"1 nolu cezaevinde gece saat 02.30'da idare tarafından bir odaya alındık. Daha sonra bu odaya gelen yöneticilerle 50 kadar gardiyan Balbay ile beni ayıracaklarını, onu ve beni ayrı ayrı hücrelere koyacaklarını söylediler. Bunun Ankara'dan bakanlıktan gelen bir emir olduğunu ve asla değişmeyeceğini, Balbay ile ikimizin ayrılarak tek kişilik hücrelere konulacağımızı ifade ettiler. Bunu kabul etmeyince zor kullanmak üzere harekete geçtiler. Bunun üzerine tutanak tutulmasını, müzekere taleplerimizi geri çevirdiler ve fiziki şiddet kullanımı talimatını verdiler. Ancak araya giren gardiyanlar, idarenin talebini kabul etmemizle durdular. Ancak can güvenliğimiz ortadan kalktı. Ayrı ayrı hücrelere konulduk. Balbay F, ben B blok hücresindiyim. Yeni inşaat olduğu için burada kalmak yaşamak mümkün değil. Siyaset bürokrasiye 'Balbay ve Özkan'ı yok edin' talimatı vermiş gibi saldırıyor. Şartlar inanılmaz kötü. 'Bana sen güçlüsün atlatırsın' diyor idare. Mahkemede suçumu söylemeyenler, siyaseten ölüm cezası mı verdi? Bu faşizme karşı, baronuzu ve insan hakları derneklerini de uyararak canımıza kast eden bu uygulamaya müdahale etmesini talep ediyorum. Saygılarımla Tuncay Özkan."
Özkan, ardından TBMM İnsan Hakları Komisyonu'na bir dilekçe gönderdi. Bu dilekçede de kendileriyle beraber 54 kişinin daha benzer şekilde nakledildiğini belirten Özkan, "Can güvenliğimiz artık yoktur. Zor kullanılarak yapılan bu işlemle ilgili olarak İstanbul Barosu'na yaptığım başvuruyu dikkatinize sunuyor, Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay'ın siyasi hedef haline getirilip, AKP'li Adalet Bakanlığı ve bürokratlarınca can güvenliğinin yok edildiğini kamuoyuyla saygıyla paylaşıyorum" dedi.
SİLİVRİ 1 NOLU CEZAEVİ MÜDÜRLÜĞÜ'NE
Tuncay Özkan, Silivri 1 Nolu Cezaevi Müdürlüğü'ne yazdığı dilekçede de, kapatıldıkları hücre ve uygulanan insan haklarına aykırı muamele nedeniyle can güvenliğinden endişe ettiğini belirtti. Özkan şöyle devam etti:
"İnsan hakları il izleme komitesinin acilen çağrılmasını, kurum savcısı ile acilen görüşme isteğimin yerine getirilmesini, tecrit ve hücre cezası uygulamasının derhal sona erdirilerek Balbay ile koğuşa çıkartılmamı, yapılanlarla ilgili olarak idari soruşturma açılmasını ve bu konuda hem savcılığa suç duyurusunda bulunacağımı, hem de Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu ile Devlet Denetleme Kurulu'na şikayet dilekçesi vereceğimi tarafınıza bildiririm."
KARARA İTİRAZ EDECEKLER
Tuncay Özkan'ın avukatı Ahmet Çörtoğlu ise yaşananlar üzerine şok olduklarını söyledi. Balbay ve Özkan'ın hiçbir gerekçe gösterilmeden, sadece talimat üzerine hücrelere konulduğunu ifade eden Çörtüoğlu şunları söyledi:
"Kaldıkları yerler yeni inşaat olduğu için çok sağlıksız koşullara sahip. Ayrıca tek kişilik hücrelere konulması için idari ceza almaları veya disiplin suçu işlemeleri gerekiyor. Yapılan keyfi uygulamadır. Bu karara itiraz edeceğiz. Çünkü bu uygulama uluslararası sözleşmelere de aykırı. Şu ana kadar bize tek kişilik hücrelere konulmaları ile ilgili tek bir gerekçe göstermediler."
BAKAN ERGİN'DEN AÇIKLAMA GELDİ
Ergin, TOBB Genel Merkezindeki "Cezaevleri Okuyor" projesinin tanıtım toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tutuklu bulunan Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'ın, tek kişilik hücrelere alınması ve Silivri Cezaevi'ndeki koşullarla ilgili bir soru üzerine ise Bakan Ergin şunları söyledi:
“Cezaevlerindeki uygulamalar, tamamen, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasa çerçevesinde, buna bağlı olarak çıkartılan ikinci, üçüncü mevzuata göre yürütülmektedir. Bu bağlamda, cezaevlerinde bulunan tutukluların da, mahkemeye sevk edildikleri sevk maddeleri dikkate alınarak, cezaevlerinde birlikte ya da ayrı ayrı barındırılmalarına karar verilmektedir. Bu kararı da, infaz savcılıkları vermektedir.
Mustafa Balbay ve sayın Tuncay Özkan'la ilgili olarak yapılan uygulamanın esası şudur: 'Daha önce birlikte kalmaktaydılar, niçin birlikteydiler, şimdi ayrıldılar?' sorusu sorulabilir. Silivri Kampusu içerisindeki fiziki imkanlar yetersizdi. Onun için bir arada bulunmaktaydılar. Ancak orada yeni hizmete alınan bloklar, cezaevi üniteleri olmuştur. Dolayısıyla, yasanın emredici hükmü, fiziki koşullar elverdiği ölçüde, bu tür sanıkların, tutukluların, ayrı ayrı barındırılmalarını emretmektedir, yasa ve yönetmelik, tüzük. Bundan kaynaklı bir uygulamadır. Burada süreci belirleyecek olan da, cezaevi idaresiyle cezaevi savcılığıdır, sorumlu olan onlardır."
'Tecrit iddiaları'
Bu konuda, Silivri'deki tutukluların, 'tecride' alındıklarının iddia edildiğinin belirtilmesi üzerine Bakan Ergin şöyle konuştu:
“Bizim cezaevlerimizdeki standartlar, tutukluya hükümlüye göre ayrı ayrı uygulanan standartlar değildir. Oradaki standartlar geneldir ve bu standartlar, yurt içinden ve yurt dışından periyodik olarak incelenmekte, insan hakları kurumları tarafından değerlendirilmektedir. Bu konuda uygulamaya yönelik şikayetler varsa bunlar tarafımızdan ayrıca değerlendirilmektedir. Ancak, Silivri'deki standartların kişilere farklı uygulandığı yönündeki bir değerlendirmeye katılmam.